REKLAM ENGELLEME UYGULAMALARINA KARŞI NE YAPMALI?

0
122

Tüm dünyada 600 milyondan fazla cihazda reklam engelleme yazılımı kullanılıyor. Adblock adı verilen bu uygulamalar hızla yayılıyor. Bu durum hiç kuşkusuz e-ticaret sitelerinin de reklam kanallarını daraltıyor. Peki şimdi ne yapmalı?

Reklam engelleme yazılımları, dijital işlerin geleceği için büyük bir risk taşıyor. Dünya üzerinde 600 milyondan fazla cihazda reklam engelleme yazılımı kullanılıyor, bunların yaklaşık 400 milyonu mobil cihazlarda yüklü. Reklam görmek istemeyenlerin telefon veya bilgisayarlarına indirdiği adblock uygulamaları, dijital reklam sektörünü baltaladığı gibi, reklamcılığı da dönüştürüyor. PageFair‘in 2017 yılında yayınladığı Adblock Raporu’na göre, reklam engelleyiciler Asya’da ciddi şekilde mobilde patlama yaparken, Avrupa ve ABD’de genellikle masaüstü bilgisayarlarda kullanılıyor. Batı Avrupa’da adblock kullanımı ortalaması yüzde 20 iken, Orta ve Doğu Avrupa ortalaması yüzde 12’lerde. Çin’de mobilde adblock kullanımı yüzde 13, Asya Pasifik’te yüzde 16, Endonezya’da ise yüzde 58’e kadar çıkmış durumda. Türkiye’ye gelince masaüstünde adblock kullanım oranının henüz yüzde 7 ile 11 civarında olduğu tahmin ediliyor. Bu oran mobilde daha düşük. Buna rağmen dijital reklam pazarı yeni reklam modellerine yöneliyor. Çünkü adblock kullanımı yıldan yıla hızla artıyor. 2017’de reklam engelleyici analiz aracı Admiral, adblock nedeniyle dijital yayıncıların her ay 3,45 milyar dolar kaybettiği açıklamıştı. IAB ise reklam engelleme yazılımlarının 2015’te tüm dünyada dijital yayıncılara 21,8 milyar dolar, 2016’ya gelindiğinde de 42 milyar dolar kaybettirdiğini ortaya koymuştu. Rakamlar yıldan yıla katlanarak artıyor. Adlock uygulaması kullanmanın ana nedeni, reklamlardan kaçmak veya reklamlar aracılığıyla bulaşan virüslerden korunmak. Geçtiğimiz yıl Kantar Millward Brown’un yaptığı Ad Reaction (Reklam Tepkileri) araştırmasında, kullanıcılar tarafında auto-play denilen reklam modellerinin yüzde 80 bandında negatif karşılık aldığı ortaya çıkmıştı. Yani her 5 kullanıcıdan 4’ünü rahatsız reklam modellerine karşın, kullanıcının adblock kullanımına bu denli rağbet göstermesi hiç de şaşırtıcı değil.

ENGEL OLAMAZSINIZ AMA…

İnsanların reklam engelleme araçları kurmalarına kimse engel olamaz. Pazarlama uzmanlarına düşen görev ise, insanları bezdiren reklamların önüne geçmek olmalı. İnsanların beğeneceği, belki içinde mizah olan veya faydalı bilgi veren, değer katacak reklamlar üretmek öncelikli hedef olmalı. Kişiselleştirme ve derin öğrenme de, çok daha isabetli hedefleme ile kampanya performansını arttırarak, reklamların çok daha uygun hale getirilmesini sağlayabiliyor. Derin öğrenme algoritmaları tarafından gerçekleştirilen derin analiz, her kullanıcıya özel olarak üretilmiş, kişiselleştirilmiş tekliflerin milisaniyeler içerisinde sunulmasına olanak tanıyor. Kişiselleştirmeyi kullanmak, markanın tüketicileri ile olan ilişkisini güçlendiriyor, satışları hızlandırıyor, dönüşüm oranlarını ve gelirleri artırıyor. Bunu akılda tutarak, insanların talepkar olduklarını ve birey olarak muamele görmek istediklerini unutmamalıyız. Bu yüzden faaliyetlerimizi onların ihtiyaçlarına göre uyarlamalıyız ve onlara rastgele reklamları değil, kişiselleştirilmiş teklifleri ve onları ilgilendirecek bilgileri göstermeliyiz.

ÇÖZÜM DOĞAL REKLAM

Adblock uygulamalarının yaygınlaşması ile doğal reklam uygulamaları da ön plana çıkmaya başladı. Doğal reklam, kullanıldığı mecraya uyum sağlayan ve içeriğe bağlı bir pazarlama tekniği olarak dikkat çekiyor. Markanın mesajını, kullanıcıların mecra üzerinde ilgilendiği içeriklere, içeriğin doğallığını bozmayacak şekilde entegre edilmesine ve hikayesinin anlatılmasına dayanıyor. Doğal reklamın merkezinde ise influencer (sosyal medya ünlüsü) içeriği var. Üstelik dijital reklamcılıkta birim maliyetleri ortalama 5 kuruş iken, influencer pazarlama kampanyalarının birim maliyetleri 1 kuruşun altında.

GÜNDE 600 REKLAMLA KARŞILAŞIYORUZ

Bir insan günde ortalama 600 reklam mesajı ile karşılaşıyor. E-ticaret firmaları da mesajlarını online tüketicilere ulaştırma noktasında, reklam engelleyici bariyeri nedeniyle zorlanabiliyor. Çünkü mesajlarını hedefledikleri kitlenin büyük çoğunluğuna ulaştıramıyorlar. İnsanların reklamları engellemelerinin temel nedeni aslında kalitesiz reklamlara maruz kalmaları. Bununda önüne geçmenin yegane yolu yüksek kaliteli reklamlar kullanmaktır. Bu durumda reklam engelleyicileri göz önüne alarak reklamcıların ve markaların pazarlama stratejilerini buna göre şekillendirmeleri gerekiyor. Reklam engelleyicilere karşı elini kuvvetlendirmek isteyen markalar, reklamlarının sıklık sınırını kontrol etmeli. Örneğin yeniden pazarlama yapıyor ve agresif olarak ilerliyorsanız, sıklık sınırı ile reklamlarınızın aynı kullanıcıya gösterilme sayınızı sınırlayabilirsiniz. Bu aynı zamanda reklamlarınızın daha çok yeni kullanıcıya ulaşmasını sağlayacaktır. Video içerikler üreterek yüksek etkileşim sağlamak da bir başka çözüm yolu. Bilgilendirici içerikler, akılda kalıcı mesajların verilmesini de kolaylaştırır. Arama Motoru Optimizasyonu (SEO) çalışmalarına ağırlık vererek, organik trafiğe ulaşmak, faydalı içerikleri sosyal medya paylaşımlarıyla hedef kitleye ulaştırmak, yerel pazarlama çalışmalarını arttırmak ve e-posta pazarlamayı ihmal etmemek de birer çözüm önerisi olabilir.

CEVAP VER

Yorumu giriniz!
İsminizi giriniz